… Orada Buluşalım!

 

İNSAN BİLMEDİĞİNDEN KORKAR-KORKTUĞUNU İSTEMEZ-BİLMEDİĞİNİ SEVMEZ-SEVMEDİĞİNİ İSTEMEZ-İNSAN HABERDAR OLDUKÇA MERAK EDER, MERAK ETTİKÇE ÖĞRENİR, ÖĞRENDİKÇE DÜŞÜNÜR, DÜŞÜNDÜKÇE DEĞİŞİR DAHA ÇOK MERAK EDER. ÖĞRENDİKLERİNİN BAZILARINI SEVMEZ. BAZILARINDAN KORKAR. SEVMEDİKLERİNDEN, KORKTUKLARINDAN UZAK DURUR. DÜŞÜNMEK İSTEMEZ, ÖĞRENMEZ, MERAK ETMEZ, HABERDAR OLMAK İSTEMEZ.BİLEN BİLMEYENLE, MERAK EDEN ETMEYENLE ,SEVEN SEVMEYENLE ÇATIŞIR. ÇATIŞKI VE ÇELİŞKİLERLE DOLUDUR İNSAN. İNSAN, ÇELİŞKİLERDEN MUAF OLUR BAZEN. İNSAN DOĞDUĞUNDA SAFLIĞINI YİTİRMEZDEN HEMEN VE SON NEFESİNİ VERMEDEN AZ EVVEL ÇELİŞKİLERİNDEN BOŞANIR. YAPMAKTAN VAZGEÇER, VAROLMA, GÖRÜLME, İŞİTİLME VE SEVİLMEME DERDİNDEN KURTULUR. İNSAN NEFES ALIR ÖTEDEN GELİR VE NEFES VERİR ÖTEYE GEÇER.

*

“Düşünceyi sabitler, katılaşmasına izin verirsen, maddeleşir, sonra nesneye dönüşür, sonra sahibini kendisine dönüştürür.” (Facebook arkadaşım Sunay Demircan’dan alıntıdır efenim)

*

“Eleştirmek güzeldir. Eleştiriye maruz kalanı düşündürür, harekete geçirir hiç bir şey yapamazsa savunma mekanizmasını tetikleyici bir rolü olur.

Eleştirmek kolaydır. Dilin kemiği yoktur atasözü de bu topluma aittir. Ateşi, enerjisi yüksek, konuşmaya tutkun bu halkın en iyi yaptıkları arasındadır. Okumaya devam et “… Orada Buluşalım!”

Birlikte işler iyi işler

Bolobolo’da birlikte işler fikri nasıl gelişmişti, neden böyle bir grup oluşturulmuştu, hangi ihtiyaca cevap olacaktı? Hatırlama ve hatırlatma ihtiyacı duyuyorum. Zira bir yanım hayal kırıklarıyla dolu… Açıkçası yaptığım çağrı bir topluluğa dönüşme niyeti taşıyordu ve topluluk, sanal olarak bile hayal ettiğim yere gel(e)medi. Bunun için neler yaptım(k)? İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da toplantılar düzenledik, bol bol konuşultuk, … Okumaya devam et Birlikte işler iyi işler

Bolo’da Birlikte İşler’in de bir masalı var artık!

  Bir zamanlar Güney Dağları’nın eteklerinde tüm halkın hep birlikte neşeyle yaşadığı, bereketli mi bereketli topraklarında bolluğun aktığı, gökkuşağının her renginin üzerinde parladığı Bolo Bolo adında bir köy varmış. Bu köyün halkı saadet dolu yaşamlarını sürdürebilmek için yapılması gereken ne varsa hep birlikte yapar, hep beraber üretir, yaşamın tüm armağanlarını birbiriyle paylaşırmış. Aralarından birinin sevinci … Okumaya devam et Bolo’da Birlikte İşler’in de bir masalı var artık!

Minnet borcu nasıl ödenir? Yardım eder misiniz?

Bu çağrı, bir çırağın ustasına minnet borcunu ödemesi için hazırlandı. Kolay olmadı bu çağrıyı yapmaya karar vermek, kendimi cesaretlendirdim ve işte buradayım. Hayatımı, hayallerimi destekleyen önemli bir iletişim aracı var: çemberde-mecliste oturmak. Bu çemberlerin her birinde farklı bir üslup ortaya çıkabiliyor, “the way of council” gibi. Bu üslubu bizlere ulaştıran sevgili Rob Dreaming’e olan minnet … Okumaya devam et Minnet borcu nasıl ödenir? Yardım eder misiniz?

Aranıyor

Umudumu kaybettim.Çok uzağa gitmiş olamaz. Yardım etseniz de bulsam…   “Tutkularınızdan ve hayallerinizden vazgeçmeyin. Vazgeçerseniz, bedeniniz bu dünyada var olsa da, yaşamınız son bulur.” Henry David Thoreau     Okumaya devam et Aranıyor

Birlikte YA-ŞA-MA-MA-YA hazır mıyız?

Yaz yazyaz, anlat anlatanlat, çek çekçek, yorumla yorumlayorumla, konuş konuşkonuş, sus sussus, izle izleizle, oku okuoku, paylaş paylaşpaylaş, beğen beğenbeğen. Etiketle, yargıla, öfkelen, sıkıl, sinirinden kudur sonra dön işine, dön evine, dön aynaya ağla ağla ağla… Dıştan çıkıp içe gireyim diyorum, her dediğimde ikisi de aynı yermiş fark edince “anaaam!” diyorum ilk kez karşılaşıyormuşum gibi. Haydi … Okumaya devam et Birlikte YA-ŞA-MA-MA-YA hazır mıyız?

İstanbul’cuğum bize müsaade kalkalım artık…

Bir bebek geldi ailemize, bir yıldan fazladır dünyada bize eşlik ediyor. Doğmadan önce, doğduğunda ve sonrasında hep rüyalarıma girer. Geçenlerde annesinin karnına geri girdiğini sonra yeniden doğduğunu izledim rüyamda. Aynı günlerde -tam tespit yapamadık- ablam da kuzenimizin yavrusunu, ağzına sakladığını ve bebeğin annesinin içine geri döndüğünü ardından yeniden doğduğunu görüyor rüyasında. Besbelli sadece kendi ailemle ilgili bir … Okumaya devam et İstanbul’cuğum bize müsaade kalkalım artık…

Oyum ve Ötem

Şehirden ayrılalı beri geride bıraktığım (?) dostlarla ilgili bir ürperti dolaşır durur içimde. Ürperti de değişik bir sözcük sanki tam karşılamadı. Bir yumak diyeyim; ben nereye gidersem arkamdan uzayan, beni takip eden, yürüdüğüm yollarda iz bırakan… Bu yumağın içinde şehirde bıraktığım ilişkilerime dair bir takım suçluluklar var. Bıraktım ve gittim ya, ormanın kıyısındayım ve yaşamımı … Okumaya devam et Oyum ve Ötem

“Sen yoksan bir eksiğiz!” / Reblogged Emre Ertegün

14 Ekim 2015 Çarşamba İçimden Sohbetler /Emre Ertegün /Sen yoksan bir eksiğiz   Defne Koryürek’in bir ara yazdığı üzere, indirimde diye aldığımız sekizinci tişört ile 3.Köprü, Kanal İstanbul vs. arasında düpedüz bir bağ var. İçimizde büyüttüğümüz nefretle birkaç gün önce ölen arkadaşlarımız arasında sıkı bir bağ olduğu gibi… Her şey her şeyi etkiliyor, kocaman bir … Okumaya devam et “Sen yoksan bir eksiğiz!” / Reblogged Emre Ertegün

Minnet değil gönül borcu değil vefa değil ŞÜKRAN

Üç yıl önce bu sıralarda İstanbul’dan fiilen ayrılmışım. Bana üç değil altı yıl olmuş gibi geliyor. Zaten bildiğim rakamların ne anlamı var. Mesela yazın hava durumu sıcaklık derecesini veriyor ama insanlar ‘hissedilen’ sıcaklığa dikkat ediyor değil mi? Doğan insan sayısının ne önemi var, ölen insan sayısının? Doğum da ölüm de insanların sevinciyle, yasıyla ölçülüyor sanki. … Okumaya devam et Minnet değil gönül borcu değil vefa değil ŞÜKRAN

“Kibirlimütevazı” sesimi dindiriyorum artık!

Bu yazıda para kazanmaya olan direncimi, tezgâhımdan çıkan ve çıkabilecek ürünlerin fiyat çalışmasını, Bolobolo ve topluluk desteği KUMBARASI’nın duyurusunu okuyacaksınız. İsteyenler buyursun :) Ürettiğim bir şeyin –yazarken bile içimdeki kibirlimütevazı ses “haşâ” diyor —fiyatı sorulduğunda donup kalıyor, yanıt verirken eğilip bükülüyorum. Sanki birinci seviyesini aldığım yabancı dilde ilk kez anlamlı bir cümle kurmanın arifesindeymişim gibi … Okumaya devam et “Kibirlimütevazı” sesimi dindiriyorum artık!

aklımla, kalbimle, vicdanımla ve tam bilinçli halimle bağlantı kuruyorum

  İçine doğduğum hergün içgüdülerim ve duygularımla insanlara, olaylara, edimlere yöneliyorum ve  sanırım en çok da duygularım tarafından yönetiliyorum. Sentipensante (duygusuyladüşünen) olma yolunda çalışıyorum. A tabii bir de çocukluğumdan beri -daha sonra adının sezgi olduğunu öğrendiğim- bazı sesler duyuyor, kimi zaman da kendimi onlara teslim diyorum. Bunlar içgüdülerden farklı tonda konuşan sesler: “O yoldan gitme … Okumaya devam et aklımla, kalbimle, vicdanımla ve tam bilinçli halimle bağlantı kuruyorum

Uzun zaman oldu sana yazmayalı sevgili özlediğim…

Yazmak anlamını yitiriyor artık galiba  yo yo daha çok zihinde olmamı gerektiren bir eyleme dönüşüyor belki de o yüzden artık o eski anlamını taşıyamıyor. Her diliit tuşuna basmak her virgül her nokta her düzeltme yanlış gelmeye başlıyor yazarken. Noktasız virgülsüz ve düzeltmesiz yazmam mümkün mü? mesela soru işaretsiz ve boşluksuzyazsamdahadoğaldahaiçtenolmazmıhemböylecekuraltanımazasiyanımıdabeslemişhorgörmemişokşamışolurumhemdebiroyunyaratırımnedeolsaburasıbenimyerimistediğimoyunuoynatırımsanasevgiliözlediğimvegeliyorüçnokta… Hakikaten yapay, bayağı geliyor buradan … Okumaya devam et Uzun zaman oldu sana yazmayalı sevgili özlediğim…

Benim de bir masalım varmış! İyi ki doğmuş, iyi ki büyümüş…

Annemin karındaşının dünyaya getirdiği, canım ‘teyze kızı’ yazmış bana bir masal. İyi bilir mektupları, hikayeleri, masalları sevdiğimi… Yüreğine sağlık. “Saatin çalmasıyla uyanıp camdan dışarı baktı. Hemen karşısındaki yüksek binanın üst katlarının camından yansıyan Güneş’e tesekkur etti. Binanın yüksekliğine olan isyanını bastırarak. Bir an once kalkmalı, koşmaya başlamalıydı. Yetişmek icin koşmalı… Once otobüse, sonra işe, sonra … Okumaya devam et Benim de bir masalım varmış! İyi ki doğmuş, iyi ki büyümüş…

Teşekkürler!

1 ay önce sizden hediyeleşmemizi istemiştim. Bana yolladığınız para ile hem bolobolo topluluğunun hem de burcu’nun işlerinin bir parçası olacaktınız ben de size ‘çam sakızı, çoban armağanı’ yapabildiklerimden gönderecktim. Sadece para yollamanız gerekmiyordu elbette. Sayamadığım kadar çok kişi bu çağrımı kendi çevresiyle paylaştı,  erişemeyeceğim yerlere ses olmamı sağladı. Evdeki canım arkadaşlarımın manevi desteğinin,  cesaretlendirmesinin, dağınıklığıma … Okumaya devam et Teşekkürler!

16 günde neler oldu?

16 günde 21 kişiden işlerim için ihtiyacım olan desteği sağlayabileceklerine dair haber geldi. 16 günde 13 kişi para hediyelerini uçurdu. Toplamda 1.000 TL uçtu.  Desteklemek isteyen diğer canlardan da yakında bana para uçuracaklarına dair duyumlar aldım :) 16 günün sonunda devasa çalışma masam ve tabure demek için çok büyük olan güzeller güzeli sandalyelerim eve geldiler, … Okumaya devam et 16 günde neler oldu?

Bolobolo/Burcu’nun İşleri’ne Destek Çağrısı

Kentten köye göç hikayemi aktardığım bu sanal sayfa, göçün gerçekleşmesiyle, ilham geldiği anda yazmama olanak veren, beni size ulaştıran bir araca dönüştü. Bu sefer de bolo bolo işlerimle ilgili önemli, hatta benim için dönüm noktası olacak bir paylaşım yapmak istiyorum. Hazır mıyım? Eveeet! Uzunca bir giriş yapayım da sadede öyle geleyim, olur mu? bolobolo/burcu’nun işleri … Okumaya devam et Bolobolo/Burcu’nun İşleri’ne Destek Çağrısı

Ustalara Övgü Çıraklara Çağrı

Burcu bir zamanlar arkeolog olmak isterdi; toprağın altından gelen bilginin esrarına önce kendi şahit olmak, sonra da onu insanlara anlatmak. Sonra belgeselci olmak istedi Burcu; fotoğraf çekmek, bilinmeyen, unutula yazılan, görmezden gelinen ne varsa onları hafızalara kazımak… Sonraları, akademi de bunları yapabilmek için iyi bir yol gibi göründü ona. Toprağın altından değil de insanların içinden … Okumaya devam et Ustalara Övgü Çıraklara Çağrı

Acıda birleşmek, acı üzerinden dayanışmak bir zorunluluk mu?

Yanıtını birlikte düşünerek, bir arada olup hissederek bulmak istediğim bir soru soruyorum.  Gezi Günleri’nde RTE olmasaydı, polis, vali,gaz fişekleri, yaralanan ve ölenler olmasaydı hangi duygularda, hangi dürtüyle, neyin etrafında buluşacaktık? Soruyu şöyle de sorabilirdim: İçimizdeki huzurda, neşe ve yaratıcılıkta,paylaşımın zevkinde, sevgi ve şefkatte nasıl buluşur, nasıl dayanışırız? Bunun yanıtının ve nasıl’ının peşindeyim. Ama içimden bir … Okumaya devam et Acıda birleşmek, acı üzerinden dayanışmak bir zorunluluk mu?

Çırağın aklından geçenler ve bir de tezgâhındakiler

Yine bir sıkılganlık var üstümde, bu sıkılgan tarafımın (adı şimdilik Aliye olsun) ömrüm boyunca kimi zaman yüksek volümde kimi zaman fısıltıyla da olsa benimle olacağını kabul ediyorum ama Aliye bazen içimdeki suları öyle bir bulandırıyor ki durulmam, berraklaşmam söz konusu değilmiş gibi hissediyorum. Aliye, son günlerde ürettiğim şeyler, üretme eylemim ve onları satmam konusunda baya … Okumaya devam et Çırağın aklından geçenler ve bir de tezgâhındakiler

Birlik’te deneyelim mi?

Ön not: Bu yazıyı samimiyetle ve tüm şeffaflığımla yazmaya çalıştım –her zamanki gibi-. Lakin yazının içeriğindeki çağrının hikâyesini uzattıkça uzatma eğilimindeydim. Sıklıkla durup konunun özünü sizi sıkmadan vermem gerektiğini kendime hatırlattım. Böyle böyle benim için kıymetli olan birçok detay kayboldu sanki. Şimdi paylaşıyorum, çok da heyecanlıyım ancak bir taraftan da eksik hissettiğimi bilin istedim. Daha … Okumaya devam et Birlik’te deneyelim mi?

Sevilmek pastanın kremasıymış :) Ben kuru bir parça kekin peşindeyim.

Kaçıyorum, saklanıyorum, varlığıma ve amacıma odaklanıyorum, susuyor izliyorum, endişeleniyor, korkuyorum, çaresizliğe gömülüyorum, iyi şeyler düşünüyorum… Benden kat be kat bilge bu dünyaya güvenmeyi seçmekten başka bir seçeneğim kalmadığını görünce rahatlıyorum. Bunu sık sık yapamıyorum ama deniyorum. Ve neyse ki bana bunu hatırlatmaktan bıkmayan güzel insanlar var çevremde. Hayat işini biliyor, o benim yönetimime ve kontrolüme … Okumaya devam et Sevilmek pastanın kremasıymış :) Ben kuru bir parça kekin peşindeyim.

Düşünedurayım

 olabildiğince yazarak düşüneceğim İki düşünce var içimde biri şu: “İnsanları yürüdüğün yola davet edebilirsin ve hatta bu senin görevindir. Dileyen, seninle birlikte yürüyecektir.” Bunu, kendimi çeşitli yollarla ifade ederek yapabilirim. Hatta ve hatta yürüdüğüm yoldan birilerinin haberdar olması bile yetebilir, bu yol üzerine birlikte düşünmek, konuşmak, iyidir, hoştur. Şimdi bu bir cepte duradursun. Diğer düşünce … Okumaya devam et Düşünedurayım

Nasıl anlatsam

İstiyorum ki zihnim böyle su gibi aksın ellerimden. Klavyedeki “beksıpeys” tuşuna hiç basmayayım istiyorum. Yazarken geri dönüp cümlelerimi okumayayım, düşünmeyeyim… Aslında yazmaktan çok konuşmak istiyorum. Anlatmak saatlerce içimden geçenleri… Zihnimden, yüreğimden geçen, ikisini birbirine bağlayan, kenetleyen tılsımları. Anlatabildiğimce, dilim döndüğünce… Bu da faydasız olabilir. Nasıl anlatılır ki, belki de saliselik anlarda hayatımın gerçekliğini elle tutulur … Okumaya devam et Nasıl anlatsam