Filyos ile aram bozuk olabilir ama Tios için alın teri akıtanlara bir borcum var!

Filyos’ta gün her gün gün böyle batıyor ve bir süre sonra sıradanlaşıyor…Sanırım Filyos’takiler de artık bu olağan dışı güzellikteki gün batımlarının sıradanlaşması yüzünden yaşamın mucizelerini unutmuşlar…Tios’lular için durum neydi, ne düşündüler hiç öğrenemeyeceğiz…

Dersimiz: Arkeoloji

Konu: Tios

Hocamız: Sümer Atasoy

Kazı alanında olmak…

O sizi bilmiyor ve asla bilemeyecek. Siz ise onu bildiğiniz yanılgısına kapılıyor ve bilgi çağında olmanın verdiği sarhoşlukla o günlere kılıflar biçiyorsunuz. Ama kazı alanında orayla ilgili hiç bir şey bilmeseniz bile hayal etme cüretiniz kesinlikle devreye giriyor.

Müthiş bir şaşkınlık yaratıyor insanda zamanlar arası uçurum. Algılarınız alt üst oluyor ve dokunur dokunmaz binlerce yıllık o toprağa, o taşa meditasyon haline geçiyorsunuz!

Neymiş şu arkeoloji?

Kazma ve kürek, fırça ve el arabası birlikte çalışıyorlar…Hepsinin aklında tek bir şey var bulmak!

Keşke arkeolojik işler sadece kazmak ve bulmakla anlatılabilecek kadar basit olsa. O iki eylem arasındaki süreç de değil arkeoloji… Ortaya çıkartılacak yeni bir alan keşfetmek – veya var olanları sürdürmek-, bu işin yapılabilirliğini tespit etmek, fon bulmak, ekip kurmak, bürokrasiyle uğraşmak, kazmak, yazmak, çizmek, fotoğraflamak, buluntuların korunmasını sağlamak.

En önemlisi de buluntuların “çanak çömlek”ten ibaret olmadığını belki de hiç anlamayacaklarını bildiğin adamlara onlarca kez anlatmak, anlatmak, anlatmak…

Biliyor muydunuz?

  • Tüm Karadeniz şeridindeki şehirlerimizin tamamının altında antik kentler yattığını. Ancak bütün modern kentlerin  bu antik kentlerin üstüne kurulmuş olduğunu. Coğrafî ve iklimsel özellikleri sebebiyle o kentlerin kurtarılamaz olduğunu

  • Ancak Filyos’daki modern yerleşimlerin bu kentin üstüne yapılmamış olması sebebiyle TİOS’un Karadeniz’deki tek kazılabilecek antik kent olma özelliğini bugüne taşınmış olduğunu
  • TİOS ‘un M.Ö. 6.YY‘da Karadeniz sahilindeki diğer şehirler gibi bir balıkçı şehri ve ticaret kolonisi olarak kurulduğunu ve dünyanın her bir tarafından ticaret yapılmış büyük bir ticaret alanı olduğunu
  • Tios ‘un(Filyos) büyük bir şarap ihracatının gerçekleştirildiği, gemilerle dünyanın çeşitli yerlerinden el işlemeli seramiklerin ve benzeri eşyaların deniz yoluyla getirilip oradan da karşılığında şarap aldıklarının tespit edildiğini.
  • Tios’un o dönemlerden Osmanlı’ya kadar sürekli bir yerleşim yeri olduğunu
  • Denizin içine doğru uzanan ve sular altında kalan antik limana ait kalıntıların mevcut olduğunu ve bu limanın ilerisindeki koyun hemen yanındaki Filyos Nehri aracılığı ile 20 km içerideki kentlere ulaşabildiklerini ve bu sayede verimli ovalara vadi ve ormanlara erişebildiklerini
  • Tios antik kentinden günümüze oldukça sağlam bir durumda ulaşan kalenin ortaçağda yapıldığını. Ortaçağ’da yapılan bu kale çevresinde Roma dönemine tarihlenen mabed, tiyatro ve büyük bir yapıya ait olduğu sanılan üç kemerli bir duvarın hala ayakta olduğunu
  •  Roma dönemine ait toprak üstü kalıntılardan olan 2.500 kişilik tiyatronun önemli bir kısmının tahrip olmuş ve taşlarının yapı taşı olarak sonradan bugünkü evlerin yapımında kullanıldığını

Özet:

Çok önemli bir antik kent Tios çünkü topraküstü kalıntıları onu gösteriyor. Ancak ondan hiç ama hiç bahsedilmiyor;  tarih sayfasında zavallı, unutulmuş önemsiz bir kentmiş gibi geçiştiriliyor…

Sadece bu değil kazı ekibinin çalışmalarını sürdürmesiyle ilgili bir çok maddi ve manevi engel bulunuyor. Bu engeli başta devlet sonra da halk yaratıyor.

Sorular:

Arkeologların ilgisi Ege, Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu’dan Karadeniz’e kayacak mı?

Tios’un da sanayinin ve günümüz ekonomik sisteminin bir kurbanı olduğunu medya ne zaman farkedecek?

Filyos’luların bu değeri farketmeleri, onu sahiplenmeleri, üzerlerindeki ölü toprağını silkmeleri mümkün olacak mı?

Şahane bir kültür turizmi kaynağı olan Filyos’un yerel yönetimleri,  Zonguldak valiliği ve ilgili bakanlıklar arkeoloji ekibine köstek olmak yerine destek olmayı seçemezler mi ?

Bu gezi süresince yanımda olan sevgili abim Cengiz Tünay ve arkadaşım Gülşah ile hem Filyos hem Tios üzerine çok konuştuk. Konuşmakla kalmadık buraya aktardığımdan daha fazlasını ATLAS ARKEOLOJİnin önümüzdeki sayısı için hazırlamaya koyulduk!!!
Kazı ekibindeki herkese; arkeologlara, hocalarımıza, mimarlara, kazma kürek sallayan kazı işçilerine, sanat tarihçilerine, antropologlara, fotoğrafçılara yolculuğuma fark kattığınız için TEŞEKKÜRLER