Karaibrahimler, Cazgirler, Hacıdervişler, Muratlar…Hepsi çocuklar

Duyularla algılanan bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesneler ve olaylardır imgeler

Genelde biz Türkiye’deki sosyal bilimciler bu işi bir çok alanda yarattığımız imgeler üzerinden yapıyoruz!  Mesela  çoğu zaman bir köy imgesinin peşinden sürüklenip onun haberi olmaksızın üstüne elbiseler biçiyor ve o biçilenler üzerinden hayaller kuruyor, üstüne üstlük bir de o hayalin peşinden gidiyoruz. Gerçekleri görmeye tenezzül etmiyoruz nedenleri aşikar…

Ancak biliminsanının önce kendine sonra araştırdığı alana ve bilime ödevi gerçekler üzerinde onu çarpıtmadan çalışmasıdır. Açıkçası duyguları karıştırmadan bu nasıl yapılır bilmiyorum, bazen düşünüyorum başka toplumların antropolojisini incelemek daha az yorucu olurdu herhalde.

Bir antropolog Türkiye’de seyahat etmeye görsün -tıpkı arkeologlar için olduğu gibi- nereye elini atsa kıymetli bir şeye dokunduğunu bilir. Ben köylerde bu kıymetlere dokunurken bir müzede flaşlı fotoğraf çekiyormuşum gibi kendimi suçlu hissedebiliyorum. Çünkü gördüğüm şey parça parça dökük bir ev ve onun içinde yürürken geçmişini kurgusunu dokusunu bilgisini öğrenmeye çalışırken onu yıpratmaktan ya da çarpıtmaktan çekiniyorum.

Benim için işin bilimden ve antropolojiden çıkmamı mecbur tutan tarafı gözleyip sorgulayıp öylece oturamıyor olmam. Bir şeyler yapma ihtiyacımı bastıramıyor olmam…

Çaresizlikle bir romantizme sığınıp romantik işler peşinde koşmaktan ziyade gerçeklerin acımasızlığını reddederek başka bir yolda yürünebileceğine olan kuvvetli inancı savunmaya çalışmak benimkisi…

Köyleri kurtarmak değil ancak yeni köylerin önünü açabilmek. Bu yeni oluşumlar için var olan bilgileri unutulup yok olmadan enkazdan kurtarmak belki de…

Küçük bir ölçüde eskiyi korumak büyük oranda yeni bir değere dönüştürebilmek ve elbette bunu bir ölçüde sürdürülebilir kılmak…

Yitirmek ve kaybetmek üzerinden bir resim çiziyorum farkındayım, bu elbette benim gerçekliğim, bir başkası bunu yaşamın doğal bir süreci olarak tanımlayabilir basbaya…

Herneyse ne! Bu fotoğraf karelerine rağmen bu gidişata direnç gösteriyorum. Başka bir farkındalık frekansında olan  köylülerimizden kadim bilgilerini derlemeye çalışıyorum. Kendim için yarın için ve bu gülen yüzlü çocuklar için yapabileceğim bundan ibaret…

Onlar için hala umut var!