24.1.2012_Altın Madencilerinin Engellenen ÇED Toplantısı

“Ey kutsal toprak, hasat bitti, dinleniyorsun.

İnsan sesleri duyulmuyor artık. Kamyonlar toz kaldırmıyor.

Biçerdöverler de yok ortalıkta.

Ürününü verdin insanlara, bebeğini doğurmuş bir kadın gibi uzanmış dinleniyorsun.

Sen hepimizi bağrına basmışsın, yeryüzünün dört bucağındaki insanları besliyorsun. Sen söyle onlara Toprak Ana anlat insanlara bu toprakların acı hikâyelerini.”

Konuşuyor toprakana:

“İnsanlar ne zaman bir savaşa başlasa -durun birbirinizi öldürmeyin- diye haykırıyorum.

Neden savaşıyorsunuz?

Toprak mı istiyorsunuz, işte toprak benim.

Hepinizin anasıyım ben ve sizler benim önümde eşitsiniz.

Kavgalarınızı değil çalışmalarınızı dostluğunuzu istiyorum. Toprağa bir tane atın ben yüz başak vereyim size. Bir çubuk dikin bir ağaç yaratayım ondan. Sürü besleyin yeşil çayırlar olayım göz alabildiğince. Evler kurun ben duvar olayım onlara. Ben hepinizi kucaklayacak kadar sınırsızım…”

diyor Aytmatov ‘toprak ana’sında.

Şimdi köylüler, şimdi işçi köylüler şimdi ‘entel köylüler’ hep beraber ve ülkenin her yerinde

Nükleer değil rüzgar

HES değil güneş

Altın değil toprak

diyor.

Onların büyük kalkınma hedeflerine karşı biz de büyük özgürlük hayalleri kuruyoruz. Ağzımıza sakız ettiğimiz içini bir güzel boşaltıp dışını parlattığımız barışın, özgürlük ve adaletin, eşitliğin hayalini…

*

Geçtiğimiz aydan beri -gündemdeki yerini çoktan bir başkasına terketmiş olan- ‘entelköy-efeköy’e karşı’ filmi için bir kaç cümle yazacağım bir türlü olmuyor. Metni de hazırlamıştım ama hevesim kaçtı, vazgeçtim. Sonra geçtiğimiz salı günü -24.01.2012-   bir altın madeni işletmesinin düzenleyeceği ÇED toplantısını durdurmak için dayanışma desteği bekleyen Muratlar köylülerinin yanına gittiğimde o filmin tam da içinde olduğumu hissettim. Bazı karelerin bizzat oyuncusu oldum. Bu kez Efeköy (Muratlar) ‘entellere’ karşı değildi uzmanların bilgilendirme çalışmaları sonunda siyanürlü altın madenciliğinin onlara nasıl fatura edileceğini öğrendiler. Uzatılan yardım elini tuttular! Çünkü köylülerin duymaya dinlemeye öğrenmeye olan ihtiyaçlarını haykırdıklarını duydum…

*

Çanakkale, Bayramiç ve Kaz Dağları yöresinden eyleme gelen halk, bu bölgede verilecek her önemli kararın bir tarafı olduklarını söyleyerek Kaz Dağlarında yapılması düşünülen maden işletmelerinin ağaçlarını yok edeceğini, havayı, suyu, toprağı kirleteceğini bildikleri için ÇED toplantısına katılmadılar.

Ben burada en çok, farklı yaşantılardan gelen köylü ve kentli insanların bir araya gelerek sağlam bir topluluk oluşturabiliyor olmalarını önemsiyorum.

Saf  insanî yanımızdan beslenip onu paslarından arındırabilsek her türlü adaletsizlik için umut etme, direnme gücünü ‘biz’de bulabiliriz. Sanırım ancak o zaman Aytmatov’un toprakanası bizi gerçekten sonsuz sevgisiyle kucaklayacaktır.

(Ethem Özgüven’in yıllar önce hazırladığı IDA belgeseli)

http://vimeo.com/1303296  

Reklamlar