Ee şey, gittim ben !

Gıdıklanmayla, hafızamdan silinmek üzere olan antik sinüzit ağrılarım arası bir acı göz pınarlarıma doğru yükselirken şiddetli bir sızı biçiminde saplanıyor.  “Özleyeceğim be” duygusu bu. Deriiin bir nefes Burcu! Unutmaktan, unutulmaktan özlemekten ve özlenmemekten nasıl da korkuyorum yahu. 

zihin seni

hain!

İşte son zamanlarda böyle oyununa geldim sevgili küçük zihnim ile koca yüreğimin. Sonra “hadi be” dedim kendi kendime, “gidiyorsun sen bu gitmeler başka gitmelerde son bulacak. Her vardığın yer yeni bir ayrılma noktası olacak ve kendini böyle böyle avutacaksın bilmiyorum muyum sanki ben?!”. Neyse, bugün köyde yediğim acı biberlerin verdiği mmmh o müthiş haz gibi bu sızı da kalbime haz veriyordu. Şimdi ne mi oldu? Gizlendi.

Dün yani 10 Ekim 2012 14:00 da ablamın eşliğinde -kafamızda otobüs bütün bu eşyaları kabul edecek mi sorusuyla- 8 parça eşyam ile Esenler otogarına gittim. Otobüsümün muavini bana hiçbir zorluk çıkartmadan o eşyaları bir bir özenle bagaja yerleştirdi kendisi şimdiye kadar karşılaştığım en sevecen  tonton muavin amca olabilir. Her molada bana bir çay ısmarladı yol boyunca güler yüzünü eksik etmedi. Şöyle bir bakayım içime dedim ne hissediyorum? Her zamanki gibi Bayramiç’e gidiyordum işte.  Değişik birşey yok.  Yolculuk biraz uyku biraz okumayla geçti, otobüs neredeyse bomboştu. Önceki italyan ailesi soframızdan kalan – ki detaylarını burada versem mi vermesem mi diye düşünüyorum düşünürken bile tok karnıma rağmen ağzım sulanıyor- patlıcanlı börekleri ve meyveleri bir bir yiyorum. Eceabata saat 19:30’da varıyoruz ve 1 saat bir sonraki vapuru bekliyoruz.  Ben yine biraz sıkılıyorum çünkü bir an önce köye varasım var.

-bu arada önemli bir detayı vermeliyim şu an bu yazıyı yazarken do nu yo rum!, mutfaktayım sırtımdan soğuk soğuk esiyor dayanamıyorum ama dayanacağım çünkü odamdan internet çekmiyor ve bu gece bu yazı ya yım la na cak!-

Taa saat 22:00’da otogara geliyorum 45 dk. kadar Volkan’ı bekliyorum. Bir kamyonetle gelip beni alıyor, eşyalarıma bakıp benimle alay etmesin diye içimden ‘lütfen yapma lütfen beni yargılama!’ diye geçiriyorum. Beni sakinleştiriyor ve güzel bir sohbet eşliğinde köye varıyoruz. Eşyaları bir kenara yığıp üstüm başımla yorganın altına giriyorum…Acaip uzaylılarla dolu bir gece geçirdikten sonra 07:00’de köydeki uzun hayatımın ilk sabahına uyanıyoruuummm.

Bu yazıyı normalde burada bitirmemem gerek…şimdiden anlatacak çok şey var! Ancak çok üşüyorum sanki kış geldi birden.

İyi geceler, arkası yarın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s