Doğaya da bak Burcu, doğadaki kendine de!

Bazen yazı yayımlarken ‘bunları ailem de okuyor acaba ne hissedecekler’ diye düşünmüyor değilim…Sanırım bu sebeple de kendimi bazı konuları buraya aktarmakta kısıtlamıyor değilim. Özellikle bugün içimden çok kasvetli bir yazı yazmak geliyordu, böyle karanlık, puslu, soğuk filan. Bu blog da bir nevi günlük işte -kendi defterime aldığım notlar kadar olmasa da- içinde bütün duygulardan biraz olması en doğalı aslında. Neyse öyle kasvetli ve can sıkıcı bir konu değil başka bir şey yazacağım. Zaten kasvet de dolunaydanmış geçti gitti.

-Sabah 07:00’de dolunay-

Ablamla konuştum bugün, bir iki gündür başucumda gezinen fareyi anlattım ona. Esasen fareyi değil de fare ile aramdaki fareciğin haberi bile olmayan ilişkimizi… Üç gün önce sabahın köründe aniden uyandım, baş ucumdaki komodin yerine kullandığım üst üste koyduğum iki kolinin üzerindeki camlı eşyalardan bir şıngırtı geldi. Sonra şıngırtıyı yastığımın arkasındaki minderdeki fıtırtılar izledi. Ben -tahmin edeceğiniz üzere- ise nefesimi tuttum bekliyorum. Aslında o sırada farenin ne yapacağıyla değil kendimle ilgiliyim. Ne zaman yataktan fırlayacağım acaba diye kendimi izliyorum. Sanırım farenin fıtırtı sesi kıtırtıya geçene kadar durdum. Kıtırtılar kuvvetlenince yorganı bir hışım üzerimden atıp yataktan fırladım. Büyük ihtimalle bağırmışımdır da hatırlamıyorum doğrusu. Kıtırtılar devam etti ve anladım ki evli evine köylü köyüne…(Kıtırtı fareciğin duvarın içindeki yuvasına girme sesi) Kalktıktan sonra aklıma ilk gelen “şimdi ben bu yatakta nasıl yatacağım?” sorusu oldu. Soruyu cevap izledi: Kaçış yok…Onlar her yerde ve biz birlikte yaşıyoruz. Nereye gitsen orada olacaklar zaten eee o zaman? Sonra da hemen bir şükrettim. Çünkü bir şehir çocuğunun daha önce üzerine düşünmeye fırsat bulamadığı/ koşulların düşünmesi için elverişli olmadığı bu tür durumlarla ne kadar çabuk ve ne kadar ‘yalnızken’ karşılaşırsa o kadar iyi. Değil mi ki?

Yataktan fırlamamın ardından etrafı topladım ve başucumdan nelerin aşırıldığını anladım: Pişmemiş hamurdan yapılan bir süs vardı onun bir -iki parçası yoktu. Eh fare haklı o kadar cazip bir teklifi kim reddeder? Mutfağa gittiğimde beni kedi karşıladı, bir güzel gerindi beni görünce. İnsan işte hemen kendimi rahatlattım: Artık Zoro benimle uyuyacaktı.

Sonraki iki gece kedi ile birlikteydik ikisinde de yanımdaki güçlü koruyucum sayesinde huzurla uyudum. Ve fakat yine de sordum kendime insan bu kadar bencil ve kibirli olmak zorunda mı? Bu kadar aciz, güçsüz, korkak? Peki ben böyle olmak zorunda mıyım?

[ Zoro dün mutfakta yakaladığı arkadaşıyla bahçede oyun oynarken…Burada çok büyük görünüyor da değildi aslında:) ]

Ablama anlattım bunları, önce bana ‘saçmalama, böyle düşünme’ dedi. Sonra da her zaman olduğu gibi durumu bir güzel analiz edip açıkladı, beni içimdeki farkedişlerimden-uyanışlarımdan kopartmadı ama yine de -fareye karşı- belki saçma denebilecek bir suçluluk hissetmemi de engelledi.

Aslında sadece fare değil mesele tavuklar, keçiler, kazlar, ördekler bazen insanlar… Hepsine içinde şiddet denebilecek köşeli, sert yaklaşımlarım var. Belki de insanın içindeki doğal olan şiddet duygusudur ama bana halâ doğadaki hakimiyet ve üstünlükle dolu kibirle karışık bir şiddet arzusu gibi geliyor bu ve rahatsız oluyorum.

Kendimi izliyorum şu sıralar ne yaptığımı, ne söylediğimi, ne hissettiğimi birer birer izliyorum.

Doğaya da bak Burcu, doğadaki kendine de!” için 4 yorum

  1. Benzer şeyler yaşıyorum köye geldim geleli. Daha da fenası bazen köylülerle ilgili aklımdan ve gönlümden geçenleri kendimden bile gizlemeue çalışıyorum.

  2. canımcım, doğa sarhoşu mu oldun ne?….şaka şaka….farelerin çok miniklerine ben de bayılırım…hiç kıyamam ama tarla fareleri ve lağım fareleri korkaaaaançççç, valla bizi bilem yerler…öğğğğ bi de pislikte dolaşıyolar….öldürmeyelim diyorum ama birlikte de yaşanmaz yani….doğaya saygıya evet ama bir de eşyanın tabiatı var yahu…Allah bizi birlite aynı mekanda yaşayalım diye yaratmadı bence….şeerli kız öptüm seni kendine tikkat ol emi….

  3. Sizin oraları çok merak ediyorum. Ve deneyimlerinizi dinlemeyi sohbet etmeyi isterim :) Sevgiler…

  4. Günlüğünüzü yeni keşfettim. Daha tam farkına varamadım mevzuunun ama çok seveceğime eminim. :)
    Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s