Geç kalmış 31 Aralık yazısı

Kaç 31 Aralık yaşadınız?

Hemen hemen hepsini de birçok iyi niyetler, dilek tutmalar, söz vermeler, hatta yeminler yani birçok ‘keşke’, ‘bir daha asla’ ve ‘inşallah’ ile sonlandırdınız. Öyle görünüyor ki ben de sizden pek farklı değilim. Yine de yılbaşı olgusunu bir türlü sevemeyenlerinizdenim, kaç yılbaşına bir türlü diğerleri gibi ‘kutlayamıyorum’ diye ağlayarak girmişimdir… Aynı duygular zemininde buluşamayınca böyle oluyormuş demek ki şimdi anlıyorum. Oysa durum şu anda çok basit 31 Aralıklar ve 1 Ocaklar  bayram buluşmalarından  öteye geçmeyen, şunun surasında 24 saati, günü ve gecesi olan 365’ten ikisi işte.

Görünmeyen elin şekillendirdiği yeni yıl eğlenceleri ‘kutsal olanla kutlama yoluyla bir olma ihtiyacımızı’ hiç de doyurmuyor. Hatta bu faaliyetlere ‘kutlama’ demek bile kutsal olana bir hakaret adeta. Ve biz bu hakareti yüzyıllardır işliyoruz çok azımız ise içine düştüğümüz bu gafleti farkediyor.

Kut’sallığını hiçbir hücremde hissedemediğim, günümüzün tüm sözde kutlamalarından adam akıllı çekiyorum elimi eteğimi. (Gücenecek olanlar için  gücenmemelerini peşinen rica ediyorum)

Ayı, güneşi ve sekiz yönden gelen rüzgarı, akan suları, durgun suları ve su altındaki canlıları, toprağın hikmetini, böcekleri, küfleri, solucan ve mantarları, uçan /uçamayan tüm kuşları, topraktan biterek yükselen her canlıyı, yerdeki ve gökteki görünen görünmeyen alemlerin ışıklarını içine almayan bir kutlama düşünemiyor düşleyemiyorum. Elbette dostların yakınlığı, yaşantıma girmiş-çıkmış tüm insanların getirdiği güzellikleri de davet ediyorum içeri…Ve düşünüyorum: Biz “dünyalılara” bereket, huzur ve sağlık getirmesi için Gaia’ya ne sunuyoruz?  Toprak Anamız bizi neden korumalı, kollamalı, kucaklamalı ki? Bunu hak edecek ne yapıyoruz?

Ne yapıyorum ‘ben’?

———————–

–Yine de kuralı bozmayıp 1 şey dileyeyim ve 1 şey için de şükredeyim. Çok geç de değil daha Ocak’ın ilk haftasındayız. Zaten dileklerin kabulü bir hafta ertelenmiş dolayısıyla faaliyete geçmek için bir sonraki pazartesi de bizim! :) 

Kendim için:

İstediğim gibi bir blog yazarı olamayacaksam bu işi bırakmayı, eski usül günlük tutmaya daha fazla zaman ayırmayı diliyorum.

Geçtiğimiz yıl tüm enerjimi şehirden ayrılmaya odaklayabildiğim için ve kendimi toprağa teslim etmeyi denediğim için şükrediyorum.

Heh bir de “dünya barışı” dilek hakkımı hepimiz adına kullanıyorum:

Yeni yılımız hem içeride hem dışarıda bir çok keşif yaptığımız, birbirimizi can kulağı ile dinlediğimiz, yürekten konuştuğumuz, dürüst, şeffaf ve kendiğimiz olduğumuz bir yıl olsun bakalım. Dileyenler bol bol yolculuk yapsın olabildiğince otobüs ve tren kullansınlar. Sonra şu bir türlü evimizde, işyerimizde başlatamadığımız enerji vb. kaynak tasarruflarını başlattığımız bir yıl olsun.

 

Reklamlar