Sevilmek pastanın kremasıymış :) Ben kuru bir parça kekin peşindeyim.

Kaçıyorum, saklanıyorum, varlığıma ve amacıma odaklanıyorum, susuyor izliyorum, endişeleniyor, korkuyorum, çaresizliğe gömülüyorum, iyi şeyler düşünüyorum…

Benden kat be kat bilge bu dünyaya güvenmeyi seçmekten başka bir seçeneğim kalmadığını görünce rahatlıyorum. Bunu sık sık yapamıyorum ama deniyorum. Ve neyse ki bana bunu hatırlatmaktan bıkmayan güzel insanlar var çevremde.

Hayat işini biliyor, o benim yönetimime ve kontrolüme muhtaç değil.

Elimizdekini iyileştirmek istemiyorum. Yeni bir şeyin inşasının peşindeyim. Ve bunu ne yazık ki dünya tarihini okuyarak, siyaset yaparak, derneklerde aktif rol alarak yapamıyorum. Herkesin bir yolu var ve farkındalıkla inşa edilen tüm yapıların, iç görü ile yürünen tüm yolların kutsallığını kabul ediyorum. Ancak kendi “yeniyi inşa” sürecimi tam olarak kabullenmemiş olmalıyım ki FB profillerinde arkadaşlarımın siyasi eleştirel yorumlarını okuduğumda eleştirilerin hedefine kendimi koyduğumu ve kendimi suçladığımı fark ediyorum son günlerde.

Şimdi burada şeffaf olmak istiyorum: Bu yazıya Kasım’da İzmir’de yapılacak topluluk olma süreciyle ilgili bir etkinliğin duyurusunu yapma niyetiyle başladım. Ama bir türlü yapamıyorum. İçimde, derinimde dalgalananlar ve sosyal medya dünyasında yapmam gerekenlerle örtüşemiyor.

Zorlanıyorum.

Ben de yeni bir hikaye yazmak için seçtiğim yolda yürüyorum.

Mutluyum.

Bu yol ne tek başıma yürüdüğüm bir yol ne de hayatın geri kalanından-bu seçimi yapmamış insanlardan- ayrışan bir yol… Sadece kendine has kuralları var. Ben de bunları keşfediyorum ruhumun derinliklerinde ve günlük hayatımda.

Yeni bir toplum, yeni bir düzen için yeniyi hayal eden topluluklarla bir arada olmayı bir eylem olarak kabul ediyorum. Doğaya yakın yaşamayı seçtim. Bu, insanlardan uzaklaştığım anlamına gelmiyor. Bu önceki seçimlerimden daha farklı seçimlerle kendimi daha iyi hissettiğim anlamına geliyor. Siyasi sınırlarında yaşadığım ve vatandaşı olduğum, kültürüyle büyüdüğüm bu ülke, bana ne ifade ediyor? Ülkenin tarihi bana ne ifade ediyor? Siyasiler ve siyasetin bugünü ile geleceği ne olacak? Sınır tanımayan savaşın ateşi beni daha da derinden yakmaya başlarsa ne olur? Bilmiyorum, kocaman bir “bilmiyorum”um var. Bundan utanacak değilim çünkü hissedemiyorum, göremiyorum, sezemiyorum.

Bu arada neden suçlu hissediyorum acaba? Oysa yeni hikayede yargıdan çok kabul ve anlayışa yer var.

Ben bunları yapabiliyor muyum?

Deniyorum.

Arkadaşlarımın kesinlikle beni hedef alarak yazmadığını sandığım ama öyle ama böyle birilerini hedef aldıkları sosyal medya paylaşımlarını okuduğumda kendimi kötü hissediyorum. Bu mecradan uzak kalmayı tercih edebilirim ama bunu daha önce tecrübe ettim. Zaten coğrafi olarak her şeyden uzağım. Dünya gündemini henüz keşfetmediğim bir iletişim yöntemi ile de yapamayacağıma göre FB ile yola devam…

Kendime ve bu yazıyı okuyana sesleniyorum. Bizi ileri düzey bir sanallıkta bir araya getiren ama yine de bir arada olduğumu sandığım kişilere sesleniyorum.

Eylemliliğim, eylemsizliğim, sessizliğim, suskunluğum için yargılanmak istemiyorum.

Bugün yaptığım, uğraştığım işleri seviyorum, siyasi eylemsizliğimi seviyorum, sessizliğimin ve suskunluğumun içinde barınan yukarıda yazdığım korku, çaresizlik, endişe gibi duyguların yanı sıra bir sürü sorgulama ve düşünce süreci var.

Bu sessizliğimi ve suskunluğumu paylaştığım dostlar var, var olsunlar!

Ben küçücük bir insanım. Şu an hayattayım. Bu bedenimde yaşayan ruhum bu dünyanın bugününde her ne oluyorsa (iyi-kötü) ona hizmet etti ve bundan sonra da edeceğini sanıyorum.

Her şeyden sorumluyum ama bunun acı yükünü üstüme almamayı seçiyorum. Sadece ve sadece insan olmanın verdiği sorumluluk bilinciyle yapabileceğimi yapmak istiyorum. Buna bu şekilde devam etmek istiyorum. Bunu, ta içimden kabul etmek istiyorum.

Artık sevilmek zorunda olmadığımı kabul etmeye başladım.

Sevilmek pastanın kremasıymış :) Ben kuru bir parça kekin peşindeyim.

Kendisini ve beni olduğumuz gibi kabul eden dostlar ve canlarla hayat bizi bir araya getirmeye devam edecek…

Reklamlar