Çırağın aklından geçenler ve bir de tezgâhındakiler

Yine bir sıkılganlık var üstümde, bu sıkılgan tarafımın (adı şimdilik Aliye olsun) ömrüm boyunca kimi zaman yüksek volümde kimi zaman fısıltıyla da olsa benimle olacağını kabul ediyorum ama Aliye bazen içimdeki suları öyle bir bulandırıyor ki durulmam, berraklaşmam söz konusu değilmiş gibi hissediyorum.

Aliye, son günlerde ürettiğim şeyler, üretme eylemim ve onları satmam konusunda baya bir zorluyor beni. “Üreteceğin şeyi satacaksan ille de ama ille de işlevsel bir yanı olmalı” diyor. İncik boncuk olmamalı… Hâlbuki niye? Niye beni bu kadar kısıtlıyor ki? Sebepsiz, işlevsiz güzelliklere de ihtiyacımız yok mu? Veya niye bu üreteceğim şeyleri ihtiyaçlar üzerinden tanımlamaya çabalıyor ve beni köşeye kıstırıyor Tamam ben de istiyorum anlamı olsun yaptıklarımın ve bir değer katsınlar varlıklarıyla…

Biraz ukalaca eylemlerimin çok mühim olduğunu düşünmek. Öte yandan da değişimin, dönüşümün öznesi olmak da mühim… Kaynakları tüketirken bir anlam, bir değer üretmezsem zarar veren insan canlısı olmaya devam ederim ve bu da seçtiğim hayat yolunda kendimle olan tutarlılığımı zedeler. Yo yo kendimle tamamen tutarlı olduğumu savunmam da söz konusu değil ama eylemlerim ve düşüncelerim arasında sağlamca bir köprü kurmaya çalıştığım da doğru. Sonuçta kentten köye göçerek Zarar veren insan canlısından az zarar veren insan canlısına doğru geçtiğimi düşünüyorum(kimileri bunu mevcut yaşantılarını hiç bozmadan da yapmayı başarıyorlar, kendilerini takdir ediyorum), kim bilir belki bir gün faydalı olan insan canlısına da evrilebilirim. Peki, bir şeyler satarak, insanların aklını çelerek(!) bunu nasıl yaparım?

Aliye haklı işte, kocaman bir sıkılma sebebi değil mi bütün bunlar? İnsanlarda bir “ihtiyaç yaratmak” hiç bana göre değil. Satın alma, tüketme alışkanlıklarımı kökten değiştirmişken ve hem eylemlerimle kimi zaman da sohbetlerdeki söylemlerimle bu değişimin nasıl olabileceği yönünde salıklar verirken dostlarıma, çevreme benden –belki de- ihtiyaçları olmayan şeyleri almalarını istemem samimiyetimi zedelemez mi?

Bunu da bir kenara koyalım, bizim ailede ticaretle uğraşan kimse yoktu, olanlar da bundan bahsetmezdi, daha genel konuşayım parayla ilgili konular genelde bir sırdı. Bilmem yani bu işleri, alma-satma işlerine o düşünce yapısına o kadar uzak büyüdüm ki şimdi sanki ayıp bir şey yapıyormuşum gibi hissetmekten kendimi alamıyorum. Bir yandan da zanaatlara ve zanaatkârlara olan merakım var, sonra aileden gelen dikiş işlerine bir eğilimim, estetiğe olan ilgim ve içinde yaşadığım köydeki kırsal kültür, yok olmak üzere olan derlenesi bilgiler… Bir şey satma fikri ile barışamasam da bilgimi, gözlemlerimi ve içimdeki yaratıcılığı sentezleyerek bir şeyler üretmek beni canlı tutuyor, çocuk gibi heyecanlandırıyor. Hepsini bir kenara koyuyorum zihinimi, ruhumu ve bedenimi bir arada tutan bir iş beni mutlu ediyor işte bu kadar basit. Ne olur ki bundan para kazansam?

Üstelik bir de bu yaptığım şeylerde o kadar çok insanın emeği ve katkısı var ki! Belki de kimseyi dışlamamam lazım; tüm eylemlerimde hayatıma girmiş, çıkmış herkesin katkısı var neticede ve ben bunu gerçekten hissediyorum ve şükran duyuyorum. Yani, insanlarda ihtiyaç yaratma gerekliliğim, onlara bir şeyler satma çabamla henüz barışamasam da aslında yaptığım eylemlerden “ayrı” şeyler değilsiniz. Hepiniz benim ve eylemlerimin bir parçasısınız ve ben de sizinkilerin… Heh bu düşünce beni biraz rahatlattı. Düşüne düşüne bir yere varamayacağım şimdilik sorular da cevaplar da biraz bulanık kalıversinler.

Şimdi burada, yapmayı sevdiğim ürünleri paylaşıyorum sizlerle. Kafamda keçe yünü ve doğal dokuma kumaşlarla yapmayı tasarladığım basit ama işlevsel yeni “şeylerin” fikirleri de filizleniyor; onları deneye yanıla geliştirmeye çalışacağım, sizin de bana önereceğiniz ”şeyler” olursa lütfen yazınız. Hatta belki zamanla bizzat sizin ihtiyacınız olan ya da birisine hediye etmek istediğiniz, size özel şeyleri de yapmaya başlayabilirim kim bilir? Bu düşünceler beni daha çok çalışmak için yüreklendiriyor.

Öte yandan seçtiğim hayatı özgürce sürdürebilmem ve yaratıcılığımı ortaya koyabilmem için ihtiyacım olan parayı da ürettiklerim aracılığı ile kazanma fikri beni heyecanlandırıyor. ‘Ben’ dilinden konuşuyorum ancak içinde yaşadığım topluluk ailemi bu aşamaların dışında tutamam onlar ‘ben’in çok önemli parçaları ve destekleyicileri. Dolayısıyla bu ürünler gelişmekte olan bir topluluğun, ‘ÇandırCandır’ın ürünleri aslında.

Şimdi ben elimde bulunan ürünlerin her birinin yanına beni memnun edecek, dengede hissettirecek bir fiyat yazacağım. Siz, bütçenize göre bu miktarın daha azını verebilirsiniz (bu beni üzmez, belki de benim ihtiyacım olabilecek başka bir şeyi hediye olarak bana sunmak isteyebilirsiniz) ya da bu fiyatın daha üstünde bir miktarla beni ve üretim sürecimi destekleyebilirsiniz. Neticede sizinle kuracağımız ilişki de sizden gelecek para da kıymetli. Ben böyle bir hayalin peşindeyim.

Minderimsi, Keçeli Keselenme Sabunu, Yaka İğnemsi, Derin Dinlenme Yastikosu ve Keçeden Kâse almak ister misiniz?

Minderimsi – Önerdiğim fiyat 30TL

Ben yerde oturmayı severim ve evde bu minderlerden kullanıyorum. Yastık yerine geçmez ama soğuk kesen bir özelliği var ki çok güzel. İki tarafında farklı renk ve/veya desen oluyor genellikle. Bu minderimsi şey sert ve soğuk oturma yüzeylerinde kurtarıcı, arabanızda da kullanabilirsiniz. Üstelik çok çok hafif, dolayısıyla ihtiyacınız olduğunda bir başka yere yanınızda götürebilirsiniz.

Ustam’dan keçeyle ilgili öğrendiğim önemli bir şey var ki o da bu ürünlerin her zaman farklı işlevlerinin olabileceğiydi; keçe ısı tutan yani ısıyı kolay geçirmeyen, yanması çok güç bir malzeme olduğu için bu minderimsileri nihale olarak da kullanabilirsiniz. Başka işlevlerini de sizin yaratıcılığınıza bırakıyorum.

Keçeli Köy Sabunu (Batikli kılıfıyla)– Önerdiğim fiyat 12 TL

Saf zeytinyağı sabunlarını köydeki komşum Yeşim soğuk yöntem ile yapıyor. Sıcak su ile köpürtün ve derinizin sert bölgelerinde kullanın. Koyun kılının yapısı, özellikle ölü deriyi ovarak temizlemek için çok uygun. Keçe ile çalışırken ellerim yumuşacık oluyor mesela. Topuk ve dirsek bölgelerinde kullanmanızı öneririm. Cildin daha hassas olduğu yerlerde ihtiyaç duyduğunuzda yumuşak bir şekilde uygulamanızı tavsiye ederim. Şimdilik elimdeki renkli yünlerle çalışıyorum; bunlar tekstil boyası ile boyanmış ve sirke ile sabitlenmiştir. Doğal boyalar kullandığım günler de gelecek inşallah.

Sabun birkaç ay boyunca kullanılabilir, sonunda da elinizde keçeden küçük bir lifiniz olmuş olacak.

Derin Göz Dinlendirme Yastikoları (Batikli kılıfıyla) – Önerdiğim fiyat 15 TL

İlk kez Yoga yaptığımda seansın sonunda eğitmen başımıza bir merhemle masaj yapmış, ardından da gözlerimizin üzerine bu yastıklardan koymuştu, etkisi beni çok şaşırtmıştı. Derin dinlenmeye geçişi kolaylaştıran bu minik yastıkların içinde ağırlık yapması için mercimek, koku duyusunu uyarması için de lavanta var. Ağırlık yapacak malzemeleri doğadan toplamak istiyorum bunun için gözlem halindeyim, bir müddet daha mercimek ile yola devam! Lavanta kokusu sevmeyenler için belki farklılıklar yapabilirim; belki yöreden toplanan otlardan ya da sizin isteyeceğiniz, hoş koku verecek başka bir bitki veya tohum da ekleyebilirim. Batikleyerek yaptığım bu yastıkçıklar yıkanamıyor, o yüzden de kılıfında saklamanızı tavsiye ederim. Daha önce elde diktiğim yastikoları ve kılıfları şimdi yeni yeni alıştığım dikiş makinesi ile yapmaya başladım.

Yaka İğnesi/İğnelik – Önerdiğim fiyat 7 TL

Broş olarak kullanabilir veya çantalarınıza iliştirebilirsiniz. Bu yaka iğneleri her biri kendisine has deseni olan renkli keçe toplarından ibaret aslında ama yapması bana çok büyük keyif veriyor çünkü sonucunda ne çıkacağını bilmeden heyecanla yapıyorum. Dikiş işleriyle haşır neşir olanlar için aynı zamanda bir iğnedanlık işlevi var. Ben o şekilde de kullanıyorum böylece iğneler kaybolmuyor.

Kasemsi – Önerdiğim fiyat 15 TL

Fazla yük kaldırmaz, göz okşayıcı bir kasedir. İçine küçük değerli şeylerinizi koyabilir ya da boş tutabilirsiniz. Bu kaseleri yapmayı geliştirirsem birer şapkaya da dönüşmeleri an meselesidir efenim.

 Not: Keçe ile yapılan ürünlerin –ıslak yöntemle yapılması sebebiyle- tasarlanma, keçeleştirme ve kurutma süreçleri ile satışa hazır hale gelmesi iki tam günü buluyor.

Ürünlerle ilgili Facebook’da daha çok fotoğraf olacak. Sağolsun  FB hazretleri :) DSC_5515-001

Reklamlar