aklımla, kalbimle, vicdanımla ve tam bilinçli halimle bağlantı kuruyorum

 

İçine doğduğum hergün içgüdülerim ve duygularımla insanlara, olaylara, edimlere yöneliyorum ve  sanırım en çok da duygularım tarafından yönetiliyorum. Sentipensante (duygusuyladüşünen) olma yolunda çalışıyorum. A tabii bir de çocukluğumdan beri -daha sonra adının sezgi olduğunu öğrendiğim- bazı sesler duyuyor, kimi zaman da kendimi onlara teslim diyorum. Bunlar içgüdülerden farklı tonda konuşan sesler: “O yoldan gitme şu yolu seç”, “gerçekten istediğin bu değilse o zaman yapma”vb. gibi…

Duygusal tepkilerim yüzünden;

insanları suçluyorum tüm olan bitenler için ONLAR’a saldırıyorum -güzelim vicdanımı devreden anında çıkartıyorum- üstelik çok da kolay geliyor bu yol ve mağdur olmamla insanların ilgisini kolaylıkla kendime çekiyor, haklılığımın verdiği gurur bendeki kibri besliyor. Öfkemi okşayıp büyütüyorum. Saldırma hakkımı hep saklı tutuyorum.

kendime saldırıyorum tüm olan bitenden BEN’i sorumlu tutuyorum güzelim aklımı devreden çıkartıyorum artık ona ihtiyacım yok nasılsa herkese bonkör ve bana cimri olan vicdanım var. Böylece hakkımdan fazlasını üstlenerek yapabileceklerimi de yapamaz hale getiriyorum kendimi; kendi ellerimle şifayı, ilerlemeyi, değişimi engelliyorum. Kendime yüklediğim ağır yüklerin altında ezilirken yine mağdur oluyorum. Acıyorum kendime, zavallılığıma… Ve birden başkalarına saldırma fikri geliyor aklıma….

kaçıyorum bulunduğum yerden ve olaylarla insanları başbaşa bırakıyorum çünkü ben güzelim kalbimi devreden çıkartıyorum. Kalbim beni vidanıma vicdanım beni aklı selim yoluna ulaştırabilir endişesiyle yapabileceklerimle, sonsuz seçeneklerimle olayları yaşanmamış sayıp yeni bir sayfa açmaya çalışıyorum. İnançlı biri olmadığım için(?) bir hayalet gibi beni takip eden benzer insanlar ve olaylar silsilesiyle kovalamaca oynayıp hayatın seslerini bastırıyorum. Huzursuzum ve istediğim anda başkalarına saldırmaya geçebilirim.

görmezden geliyor farkına bile varmıyorum bazen, kim kime ne yapmış, ne demiş, neden demiş.. Güzelim bilincimin devrelerini kapatıyorum yani duyuyor ama işitmiyorum, bakıyor ama görmüyorum, dokunuyor ama hissetmiyorum. İsyanım yok, sıkıntım yok rahatım da sözde rahat… Bir süre sonra ya karşıma biri dikiliyor ya da bilinçaltı rüyalarda huzur vermiyor veya ne bileyim bir kaza yapıyorum, merdivenden düşüyorum, elimi kesip, kaynar suyla haşlıyorum. Sonra yine bir kendine acıma ve mümkünse hemen hiç vakit kaybetmeden birilerine, birşeylere saldırı…

Bazı zamanlarda da duygusal tepkilerim sayesinde;

aklımla, kalbimle, vicdanımla ve tam bilinçli halimle bağlantı kuruyorum. Kendimden kaçmıyorum, inançlı olmayı seçiyorum. Bir ruh taşıdığımı bu bedenin geçiciliğini hatırlıyorum. Benim taşıdığım ruh ve bedenin kutsallığını anımsayınca etrafımda sonsuz ben olduğunu görüveriyorum. Kendime saldırmamayı seçiyorum, etrafımdaki KENDİME de saldırmamayı BİLİNÇLİ olarak SEÇİYORUM. Çünkü seçebilirim çünkü İNSAN bu demek.

Ben dünyanın ve göremediğim evrenin bir parçasıyım. Bir şekilde bu zamana doğdum -belki bir zamanlar başka kereler de doğdum- bu ailenin, bu toplumun, bu demin getirdiklerini yaşamaktayım. Sorumluluğum ise aklımla, kalbimle, vicdanım ve tam bilinçli halimle bağlantıda olup sormak: Ne yapmak istiyorum? Ne yapabilirim? Neye ihtiyacım var? Dünyanın neye ihtiyacı var? Ben neyi severek yaparken bu ihtiyaçlara cevap verebilirim?

Neyi seçersem seçeyim yapabildiğim kadarını yapacağım, yapmak istediğim kadarını, ihtiyaç olduğu kadarını… Ben Burcu sadece kendi sınırlarımı esnetebilir, sadece kendi varlığımı geliştirebilirim. Kendimi değiştirir, kendi sınırlarımı esnetir ve ruhumun ihtiyacı olan öğretileri takip edersem hayata hizmetimi sunar onu tamamlarım.

 

 

 

Not: Okuduysan sevgili özlediğim okurarkadaşım bana yaz bir şeyler ya da  arasana beni biraz konuşmuş oluruz…

Sevgili kadın-okur-arkadaşım seni bir yere davet ediyorum:

Dört Kızkardeşim; Esra Debreli, Pamela De Andria, Serap Brown ve Georgia Dousikou kalplerinin derinlerinden gelen bir çağrıyla kadın iç gücüne olan kapıları aralamak, o kapıları beraberce açmak, o gücü tanımak ve ifade etmek ve hayatımıza akmasına izin vermek niyetiyle Bafa Gölü’nde muhteşem bir zeytin çiftliğinde 1- 5 Ekim tarihlerinde 5 günlük bir inziva tasarladılar. İç gücümüzün kapılarını farklı yöntemlerle zarifçe açmaya niyet ediyorlar, ben orada olacağım.

Çember yöntemleri ve farkındalıklarla şamanik yolculuk ve çeşitli ritüellerle, terapik nefes ve dans ile, masallar, toprak ve doğa ile iletişimle, müzikle, sevgiyle, şifayla…Derin iletişim kurmaya niyet ediyorlar.

Bu çağrı seni çağrıyorsa detaylar için serap.brown@gmail.com adresine mail atabilirsin ya da benle iletişim kurabilirsin sana detaylı bir davetiye gönderirim.

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s