Oyum ve Ötem

Şehirden ayrılalı beri geride bıraktığım (?) dostlarla ilgili bir ürperti dolaşır durur içimde. Ürperti de değişik bir sözcük sanki tam karşılamadı. Bir yumak diyeyim; ben nereye gidersem arkamdan uzayan, beni takip eden, yürüdüğüm yollarda iz bırakan… Bu yumağın içinde şehirde bıraktığım ilişkilerime dair bir takım suçluluklar var. Bıraktım ve gittim ya, ormanın kıyısındayım ve yaşamımı küçülttüm ya dostları, ailemi oradaki herşeyle başbaşa bırakmışım ve keyfime bakıyormuşum gibi. Neyse zamanla bu hissiyat azaldı sebeplerini biliyorum ama o analizi paylaşmayacağım. Kırıntısı  kalan suçluluk duygusunu  anlatmaya çalışacağım.
Siyasal, toplumsal -haliyle yaşamsal- konulara bakış açım, bunlarla ilgili tutumum, tercihlerim  şehirdekilerin ritmiyle uyuşmuyor.  Bir şekilde kendimi dışarıda hissetmeme sebep oluyor bu durum. 2011 seçimi dahil olmak üzre şimdiye dek -referandum hariç- sandığa gitmemeyi seçmiştim.  7 Haziran’da gittim ama kimseyi seçmemeyi seçtim ilk kez. Aklımla ve yüreğimle kendimi bir yere yakın hissetmeme umudum tazelenmesine RAĞMEN İNADINA HİÇ BİRİNİZİ SEÇMİYORUM diyesim vardı, kalbimi dinledim ve öyle yaptım. Kendimi dinlemesine dinledim ama bu da suçluluk yumağımı büyüten bir hamleydi sanki. Aman allahım bir yargılandım,  bir yargılandım, kimi arkadaş direkt olarak saldırmayı seçti, kimi -sosyal medyayı kastediyorum- yazılarında önüne gelene saldırıyordu ve saldırdıklarının içinde ister istemez kendimi buluyordum. İçim sıkıldı içim! Sonra geldik bugünlere… Yine çok kararlıydım sandığa gitmemeğe. İnandığım yeni dünyayı kuracak bir eylem değildi ve inanmadığım içimin huzurlu olmadığı bir hamleyi yapmamalıydım kendime göre. Seçimle ilgili kimi arkadaşlarımdan gelen sorulara kaypakça yanıt verdiğimi fark ettim, oy kullanmak istemediğimi rahat rahat söyleyemiyordum. Nasıl bir baskı üstümde… Sonra bir de köydeki durumlar var : “Burası Çandırsa burada ‘UMUDA’ oy yok!”  şeklinde yollara yazılan uyarılar, ev sahibimizi arayıp bizi hizaya çekmesini salık veren muhtar ve diğerleri… Korkuyormuşum da itiraf edemiyormuşum. Yaşadığım yerdeki huzurun kaçması (ki dünyanın huzurlu bir yer olmadığını biliyorum ben huzurluysam dünya huzurlu falan filan….) korkusu, arkadaşlarımı dostlarımı bir davada yalnız bırakmak ve yargılanmak korkusu, üstüme düşen bir şey varsa ve bunu yerine getirmiyorsam onun şüphesi falan da filan da derken huzurumun çoktan kaçtığını kavradım. İçimdeki bunca soru, duygu filan varken nasıl yaptığım şeyi sürdürürebilirim? Neyse işte başladım yeniden değerlendirmeye; ne beni tam olarak huzursuz ediyor, neyin dışında hissediyorum…? Biraz köşeli benimki geç kavrıyorum n’apalım.
Neticeye gelirsek şehirdeki o koşturmanın, birlikte sandığa gitme ve oyları  koruma derdine düşmenin Gezi Ruhu olduğunu çok açık bir şekilde kavradım.
Ruh benim içimdeydi de ben onun içinde değildim. Önemli değil herşeyin içinde olmak zorunda olmadığımı ve bunla barışabileceğimi çok önceleri öğrendim sadece bu ruhun ne olduğunu iyice kavramam gerekiyordu.
Öküz öldü ortaklık bitti gibi uğruna mücadele edilecek, hep karşısında olunan şeyden beslenen bir birlik, bir dayanışma, bir topluluk değil ya benim hayalim! Böyle bir hayalin parçası olmak istemiyorum ya ondan.
Neyse şehirdeki bu hummalı çalışmanın bir mütteffiklik değil bir birlik olma zemini olduğuna inanıverdim!  O kadar hızlı oldu ki artık benim için mühim olan bu ruhu desteklemekti, artık oyumu bu güzel ruha borçlu olduğumu anlamıştım. Hızlı diyorum ama aslında GEÇ ANLADIM üzgünüm canlarım, öyle oldu. Orman kıyısında, köyde olayların akışı, hissiyatı çok farklı o yüzden yadırgamazsınız umarım. Ve evet bu farkındalığa erişiverince herşey bir cici oldu bir tatlı oldu OH. İç huzuruyla köydeki tehditlerle ilgili korkumu da bir kenara koyarak oyumu  kullandım hemi de tam istediğim yere basıverdim :)

Yeni dünya ruhunun içinde olanlara ve içindeki bu ruhu yaşatan tüm dostlarıma, dostlarımın dostlarına, halka halka büyüyen herkese çok ama çok teşekkürler. Şükran doluyum, iyi ki varsınız, iyi ki şehirdesiniz, iyi ki o ritme ayak uydurmak için çalışıyor ve ödün veriyorsunuz bir çok şeyden. Çok mühimsiniz çok!!! Bu farkındalığa erişmem de sayenizde tabii…

Sevgili Kamyar’ın yazdığı bir yazıyı da buraya yapıştırmak istiyorum (ingilişce olarak). Hem, benim içimdeki oy vermeyen Burcu’yu anlatabildiği için hem de belki şehirdeki dostların da benimki gibi bir takım yumakları vardır. O yumakları farketmelerini sağlar diye…

Karşısında olmadığımız yanında olduğumuz şeyleri desteklemeye, umudu ve barışı yeşertmeye ve en mühimi aynaya bakmaya ,aynada gördüğümüzü kabullenmek için çalışmaya devam!

12166645_10154417494125620_1850161466_nKamyar:

We may see the change we are longing for as the change in governments, politics, economical systems.

I believe behind it is the longing to release the governing system within ourselves.

We have adopted narrow stories about life that can not contain our next version of humanity.

Stories that govern our daily lives, made by those who used religions for power games, and many other stories made at the time of “enlightenment” and then evolved into the story of “development.”

These stories govern our hearts.

They control what we are allowed to feel and what we are not.

They govern our relationships with our parents, friends, earth and nature, the story of our lineage, our culture, the universe and the invisible forces.

If that inner governing system and those deeper stories, are not released, the change in the world out-there will not reflect the change back to us.

Sometimes I feel our strong urge to change governments and “systems” out there are a way to actually escape the change that is waiting to happen inside us.

How can we feel safe enough to release these stories that are not true anymore? Certainly not by voting, or not voting…

What story are we grounded in when we vote?

Are we fighting the evil ‘other’ voting from within the story of separation, or do we step beyond that story and vote by following a higher order?

When we oppose something, we are energetically feeding back to the same story.

Reklamlar

Oyum ve Ötem” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s