Birlikte işler iyi işler

Bolobolo’da birlikte işler fikri nasıl gelişmişti, neden böyle bir grup oluşturulmuştu, hangi ihtiyaca cevap olacaktı? Hatırlama ve hatırlatma ihtiyacı duyuyorum. Zira bir yanım hayal kırıklarıyla dolu… Açıkçası yaptığım çağrı bir topluluğa dönüşme niyeti taşıyordu ve topluluk, sanal olarak bile hayal ettiğim yere gel(e)medi. Bunun için neler yaptım(k)? İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da toplantılar düzenledik, bol bol konuşultuk, yazdık çizdik. Bir şenlik yaptık ve bir hafta birlikte olmanın, üretmenin, yaşamanın sırrını araştırdık. Kutsal facebook sayesinde işlerimizi birbirimizle paylaştık. Sanatla zanaat arasında dolanan işlerimiz, uğraşlarımız, yaşam enerjimizi akıttığımız, emeğe, malzemeye, tabiata ve işin geleneğine saygıyla ürettiklerimiz güzel bir vitrine kavuştu. Birbirimizi like’lara boğduk.  Küçük takaslar, küçük satışlar, tanışmalar, ihtiyaçları ve destek sağlanabilecek alanları egzel kutucuklarına yazmaları da yaptık.

Bu girişimin başlatıcısı olmama rağmen onu taşıyan tek kişi olmayı daha ilk günden istemiyor, tercih etmiyordum. Bunun için, bugün olsa farklı adımlar atardım, deneye yanıla öğreniyorum. Geçtiğimiz sene şenliğin ardından Bolo’da Birlikte İşler’in bir çekirdek ekibe yani bir kalp/beyin takımına olan ihtiyacını açık bir şekilde dile getirdim. Heyecan, şevk, zaman, emek, sabır gerektiriyor o çekirdeğin içinde yer almak… Kim ister, kim yürür bu yolda? sorusunda tıkandım kaldım. Bir iki skype bir iki emailleşme ile süreç de durdu. Belki ben tıkandığım için de böyle oldu.

Gel gitler yaşadım sorguladım. Bu girişim neye hizmet ediyordu? Etki ve işleme alanı şu anki haliyle mi sınırlıydı? Belki de zamanı değildi, belki de sadece benim ihtiyacımdı ve çevremde olan biteni doğru sezmemiştim, belki de koşullar, mekan, yaşamın getirdikleri mani oluyordu akıp gitmesine… Hala da böyle hissediyor böyle düşünüyorum. Demlensin dursun birlikte üretme, dayanışma topluluğumuz. Ben hayallerimi yaşayabildikten sonra gerisi gelir. Kendi hayallerimden ve gerçeklerimden sorumluyum ve bunu keyifle yaşayabiliyorum şükür.

Örneğin geçen hafta beni hiç tanımayan-kutsal FB’tan bile arkadaş değilken- evime gelen üç kadınla özel zamanlar geçirdik. Başta belli sayıda ürünü birlikte yapmaktı hedefim ve bu bende bir gerginlik yarattı. Ancak iki gün içinde süreç yumuşadı çünkü birlikte yaşamaya başladık. Yaşamın doğal akışında çalıştık, derinleştik, çemberleştik… O kadar korunmuş, kollanmış, desteklenmiş, topraklanmış ve kanatlanmış hissettim ki…Kaç adet ne yaptığımızın hiç bir önemi yoktu artık. Birbirimize sözlerimizle, bakışlarımızla, dokunuşlarımızla ilham olduk. Bu sürecin fotoğrafları da size ilham olsun.

Ve soruyorum size yaşamınızın hangi alanında “birlikte işler”e ihtiyacınız var? En son ne zaman egoların keskin irkiltici tadı olmadan keyifli bir birlikte iş tecrübesi yaşadınız? İlle de sanatçı, zanaatkar, hobist olmanız gerekmiyor sevgili eski iş arkadaşlarım, şehirdeki dostlarım. Avukatlar, akademisyenler, bankacılar…?

Büyük bir özlem şu birlikte yaşamak, siz de duyumsuyor musunuz?

IMG_2643 IMG_2653 IMG_2648 IMG_2647 IMG_2644 IMG_2671 IMG_3365 IMG_3375 IMG_3376 IMG_2748 IMG_2709 IMG_2708

5
5
10
10

IMG_2655

Reklamlar

Bolo’da Birlikte İşler’in de bir masalı var artık!

4

 

Bir zamanlar Güney Dağları’nın eteklerinde tüm halkın hep birlikte neşeyle yaşadığı, bereketli mi bereketli topraklarında bolluğun aktığı, gökkuşağının her renginin üzerinde parladığı Bolo Bolo adında bir köy varmış. Bu köyün halkı saadet dolu yaşamlarını sürdürebilmek için yapılması gereken ne varsa hep birlikte yapar, hep beraber üretir, yaşamın tüm armağanlarını birbiriyle paylaşırmış. Aralarından birinin sevinci hepsinin sevinci, birinin mutsuzluğu hepsinin derdi olurmuş. Günler böyle akarken-bu yaşama inanamayan yolcuların nazarından m, Bolo Bololuların ellerindeki hazinenin kıymetini unutuşlarından mıdır bilinmez- köyün üzerinde sayıları her gün artan kara bulutlar dolaşmaya başlamış. Bu bulutların her biri başka bir fırtına yükü yüklenmiş; şiddetini, endişesini, yalnızlığını teker teker köyün üzerine salıvermiş. Bolo Bolo halkı her gün kopan bu fırtınalarla korkuya kapılıp evlerine kapanıvermiş. Gündüzleri toprağı beraber sürmez, tarlada ekinleri beraber biçmez, akşamları ateş başında muhabbete oturmaz olmuşlar. Evlerine kapandıkça, duvarları kendilerine tek sığınak sandıkça kalpleri de kapanmış, bir zamanlar yaşadıkları birliğin büyüsünü hatırlamaz olmuşlar.

O günlerde ülkedeki kralın ay parçası, gül goncası bir kızı olmuş. Ülkenin tüm cadıları prenses için sarayda yapılan kutlamaya davet edilmiş. Kutlamaya gitmek üzere toplanan cadılar saraya doğru uçarken aralarından biri prensese vereceği değerli taşı yere düşürmüş. Taşı aramak için yere indiklerinde Bolo Bolo’ya varmış yolları ama ne görsünler, köyün ne toprağında bereket ne de göğünde renk kalmış. Havayı koklamış, suya bakmış ve ateşe sormuşlar hemen. Neler olup bittiğini anlayınca baş başa verip bir çare düşünmüşler hep birlikte. Etraftan topladıkları yünlerle başlamışlar keçeden bir kazan tepmeye, teker teker sihirlerini  içine yedirmeye… Akşam olup da karanlık bastırınca kocaman bir ateş yakmışlar. Masal bu ya, ateş böcekleri de kazanı alıp ateşe oturtuncaa alevler göğe yükselip başlamış fırtına yüklü bulutları tek tek dağıtmaya… Kazan fokurdadıkça etrafında cadıların elleri birleşmiş, sesleri yükselmiş:

“Tüm cadıların elinin değdiği bu kazan, şimdi ve burada, Bolo Bolo’yu kutsasın armağanlarıyla! Bolluk ve bereket yağdırsın her daim bulunduğu topraklara…

Tüm cadıların elinin değdiği bu kazan, içine elini daldırdığında,

Zamanı olmayana zaman,

Yerini bulamayana yuva,

Kesesi boş olana altın, para,

Hastalığı olana sağlık,

Zorluğu olana kolaylık,

Yalnızlık çekene dost,

Kalbi kararana dans ve neşe,

Yâri olmayana yarini versin o saniyede.”

Sesleri duyan köylüler merakla koşmuşlar ateşin başına. Elleri hasretle kavuşmuş, gözleri sevinçle buluşmuş, gönüllere aşk dolmuş o ateşin başında. Yeniden birleşmelerini dans ve neşeyle kutlamışlar, elleri birbirleri için güzel niyetlerle dalmış kazana. Bolo Bolo halkı bir kez daha başlamış saadet içinde hep birlikte yaşamaya. Birbirlerinin sevinci, neşesi, desteği, Hızır’ı olmaya…

Rivayet olunur ki, o günden sonra Bolo Bololuların bu kazana bir daha hiç ihtiyaçları olmamış. Beraber olduklarında zaten her şey tamammış.

Destek ve birlikteliğin gücünü hatırlatsın, ihtiyacı olanlara dileklerini ulaştırsın diye kazanı uçurmuşlar cadılarla birlikte göğe. Her kim bu kazanı görürse, anlasın ki Bolo Bolo’dan kutsanmış bir hediye gelmekte kendisine…

 

Masalın parçası olmak ister misiniz?