Bolo’da Birlikte İşler’in de bir masalı var artık!

4

 

Bir zamanlar Güney Dağları’nın eteklerinde tüm halkın hep birlikte neşeyle yaşadığı, bereketli mi bereketli topraklarında bolluğun aktığı, gökkuşağının her renginin üzerinde parladığı Bolo Bolo adında bir köy varmış. Bu köyün halkı saadet dolu yaşamlarını sürdürebilmek için yapılması gereken ne varsa hep birlikte yapar, hep beraber üretir, yaşamın tüm armağanlarını birbiriyle paylaşırmış. Aralarından birinin sevinci hepsinin sevinci, birinin mutsuzluğu hepsinin derdi olurmuş. Günler böyle akarken-bu yaşama inanamayan yolcuların nazarından m, Bolo Bololuların ellerindeki hazinenin kıymetini unutuşlarından mıdır bilinmez- köyün üzerinde sayıları her gün artan kara bulutlar dolaşmaya başlamış. Bu bulutların her biri başka bir fırtına yükü yüklenmiş; şiddetini, endişesini, yalnızlığını teker teker köyün üzerine salıvermiş. Bolo Bolo halkı her gün kopan bu fırtınalarla korkuya kapılıp evlerine kapanıvermiş. Gündüzleri toprağı beraber sürmez, tarlada ekinleri beraber biçmez, akşamları ateş başında muhabbete oturmaz olmuşlar. Evlerine kapandıkça, duvarları kendilerine tek sığınak sandıkça kalpleri de kapanmış, bir zamanlar yaşadıkları birliğin büyüsünü hatırlamaz olmuşlar.

O günlerde ülkedeki kralın ay parçası, gül goncası bir kızı olmuş. Ülkenin tüm cadıları prenses için sarayda yapılan kutlamaya davet edilmiş. Kutlamaya gitmek üzere toplanan cadılar saraya doğru uçarken aralarından biri prensese vereceği değerli taşı yere düşürmüş. Taşı aramak için yere indiklerinde Bolo Bolo’ya varmış yolları ama ne görsünler, köyün ne toprağında bereket ne de göğünde renk kalmış. Havayı koklamış, suya bakmış ve ateşe sormuşlar hemen. Neler olup bittiğini anlayınca baş başa verip bir çare düşünmüşler hep birlikte. Etraftan topladıkları yünlerle başlamışlar keçeden bir kazan tepmeye, teker teker sihirlerini  içine yedirmeye… Akşam olup da karanlık bastırınca kocaman bir ateş yakmışlar. Masal bu ya, ateş böcekleri de kazanı alıp ateşe oturtuncaa alevler göğe yükselip başlamış fırtına yüklü bulutları tek tek dağıtmaya… Kazan fokurdadıkça etrafında cadıların elleri birleşmiş, sesleri yükselmiş:

“Tüm cadıların elinin değdiği bu kazan, şimdi ve burada, Bolo Bolo’yu kutsasın armağanlarıyla! Bolluk ve bereket yağdırsın her daim bulunduğu topraklara…

Tüm cadıların elinin değdiği bu kazan, içine elini daldırdığında,

Zamanı olmayana zaman,

Yerini bulamayana yuva,

Kesesi boş olana altın, para,

Hastalığı olana sağlık,

Zorluğu olana kolaylık,

Yalnızlık çekene dost,

Kalbi kararana dans ve neşe,

Yâri olmayana yarini versin o saniyede.”

Sesleri duyan köylüler merakla koşmuşlar ateşin başına. Elleri hasretle kavuşmuş, gözleri sevinçle buluşmuş, gönüllere aşk dolmuş o ateşin başında. Yeniden birleşmelerini dans ve neşeyle kutlamışlar, elleri birbirleri için güzel niyetlerle dalmış kazana. Bolo Bolo halkı bir kez daha başlamış saadet içinde hep birlikte yaşamaya. Birbirlerinin sevinci, neşesi, desteği, Hızır’ı olmaya…

Rivayet olunur ki, o günden sonra Bolo Bololuların bu kazana bir daha hiç ihtiyaçları olmamış. Beraber olduklarında zaten her şey tamammış.

Destek ve birlikteliğin gücünü hatırlatsın, ihtiyacı olanlara dileklerini ulaştırsın diye kazanı uçurmuşlar cadılarla birlikte göğe. Her kim bu kazanı görürse, anlasın ki Bolo Bolo’dan kutsanmış bir hediye gelmekte kendisine…

 

Masalın parçası olmak ister misiniz?

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s