Etiket arşivi: Bozcaada

Ada Günlüğü 2

İstanbullu olanlar bilir şöyle bir laf dolaşır aramızda:

“Yıllardır burada yaşıyorum bir kez olsun şu Kız Kulesi’ne gitmedim”

“bir kez olsun Yedikule Zindanları’na gitmedim”

“bir kez olsun Pierre Loti’ye çıkmadım”…

bir kez olsun bir kez olsun bir kez olsun…

İstanbul’un girdabında, dibe gitmemek için çırpınırken bazı şeyler zamana teslim edilir, ertelenir, sonra da onlardan vazgeçilir…

Çanakkale’nin çekim merkezleri İstanbul’unki kadar olmasa da son zamanlarda Bozcaada ilk sıralara taşındı. Hem de elbirliğiyle, ilmek ilmek dokundu bu turizm projesi.

(Bir Pleasantville öyküsü de diyebiliriz…) Okumaya devam et Ada Günlüğü 2

Ada köyüme dönüş

Küçüktüm tam bilmiyorum belki 12-13 yaşlarımdaydım bir yazı yazmıştım ablama: “Köyümüz yok bizim o zaman Bozcaada olsun mu bizim köyümüz?”

“Çünkü orada kendimi çok iyi hissediyorum, çünkü oraya her yaz gidiyoruz, çünkü orada fırıncı amca var, Anke’nin kampı var, dayanılmaz güzellikte Ayazma var, Koreli var çünkü, üstünde saatlerce oturduğum için bacaklarımı acıtan tahta sandalyeleri var, mis gibi beni benden alan dağ kekiği var, evinin önünde oturan ve mutlaka dantel ören teyze var, yıkık dökük pencelerden gelen Rumca var, kızarmış patlıcan kokusu var sokaklarında, taze süt var, dalgakıranında bir tanecik kahvehanesi ve dondurmacısı var, tek bir banka ve bir benzincisi var adanın. Oranın bostanları var, domatesi, karpuzu var toprağında dalından kopardığın asması var…Çünkü  orası saf ve iyi insanların yaşadığı kışın fırtınalarından ulaşımının kesildiği  ıssız bir ada. “

Şimdiki aklım ve ruhum olsaydı o yaşımdan itibaren adaya gerçekten sahip çıkar  adada alınacak kararlara katılmak üzere hareket eder ve  ileride oraya yerleşmek üzere çalışırdım. Köyümü hem güzellikleriyle hem de yaşam zorluklarıyla kabul etmeye hazır olurdum. Bugün 4 yıldan sonra ilk kez gittim adaya. Sokaklarında ağlayarak dolaştım, ayaklarımı hırsla vurdum arnavut taşlarına, merdivende oturan teyzeye selam verdim gözüm yaşlı olsa da. Eskiden hiç bıkmadan yürüdüğüm o sokaklarda bu kez fazla kalamadım.

Gerçi kalabalık bir gruptuk onun da etkisi vardı üstümde. Yalnız olsaydım muhakkak o sokakların yasını tutmak isterdim.

Yalnız olsaydım bir kaldırıma oturup daha önceleri de yaptığım gibi karşıdaki evi ve içindekileri izleyebilir, ne olup bittiği üzerine hayaller kurabilirdim. Hep birer parçasıymışım da şimdi o evden ayrılıyormuşum  gibi hüzünlenebilirdim yalnız olsaydım.

Hoşçakal Ada’m ve eski köy’üm…